Nihat Karatas  Site içinde arama yapin    
          
 

" İnsanlığın en güzel görevi adalet dağıtmasıdır "

Voltaire

 

   · Hakkında
   · Özgeçmiş
   · Duyurular
   · Fotoğraf Galerisi
   · Faydalı Bilgiler
   · Hukuk Haberleri
   · Konuk Defteri
   · İletişim


KEFALET SÖZLEŞMESİ

KEFALET SÖZLEŞMESİ

I- TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

Türk Hukukunda şahsi teminatlardan biri ‘Kefalet’tir. Kefalet sözleşmesinde kefil, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişki sonucunda asıl borçlunun borcunu yerine getirmemesi sonucu alacaklının uğradığı zararı şahsen haczi kabil bütün malvarlığı ile karşılamayı taahhüt eder.

A- Fer’ilik

Kefalet sözleşmesinin, yine şahsi teminat niteliğinde olan garanti ve banka teminat mektuplarından en önemli farkı, kefaletin varlığının alacaklı ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkinin muteber olarak doğmuş ve devam ediyor olmasıdır. Buna kefaletin fer’iliği denmektedir. Fer’ilik özelliği gereği kefil alacaklıya karşı, borçlu sorumlu olduğu takdirde ve ölçüde sorumlu olacaktır. Asıl borç ilişkisinin herhangi bir nedenden dolayı geçersiz olması ya da sona ermiş olması halinde, kefalet sözleşmesi bizatihi geçersiz olmasa da, kefil alacaklıya karşı sorumlu olmayacaktır. Üstelik kefil bunun aksine bir şartı kefalet sözleşmesinde kabul etmiş olsa bile, bu şart fer’ilik ilkesine aykırı olacağından geçersizdir.

Fer’ilik özelliği gereği kefil kendisini takibe gelen alacaklıya karşı, hangi tür kefalet yapılmış olursa olsun, asıl borçlunun bizzat kendisinin alacaklıya karşı ileri sürebileceği savunma imkanlarını (itiraz, def’i), aynen alacaklıya karşı ileri sürebilecektir (Bkz. BK md. 497). Hatta ileri sürmemesi durumunda gerekli koşulların varlığı halinde asıl borçluya rücü hakkını da kaybedecektir.

B- Talilik

Talilik ile kastedilen, alacaklının asıl borçlusuna gitmeksizin kefile başvuramamasıdır. Bu nitelik kefalet sözleşmesinde sadece adi kefalet türlerinde var olan bir niteliktir. Zira adi kefalette alacaklı adi kefile gitmeden evvel önce asıl borçluyu ve varsa bu alacağı için teminat olarak verilmiş rehnin paraya çevrilmesi yollarına başvuracaktır. Bu yollara başvurmadan ilk olarak adi kefile gitmesi halinde adi kefil, alacaklıya karşı BK md. 486’da belirtilmiş olan def’ileri ileri sürme hakkı olacaktır.

Şu hususu eklemek gerekir ki, müteselsil kefalette kefaletin taliliğinden söz edilemez.

C- Kefalet borcunun, asıl borca yabancı bir borç olması

Bu husus özellikle uygulamada çok karıştırılan müteselsil borçluluk ile müteselsil kefalet arasındaki farkın ortaya konulması bakımından önem taşır. Şöyle ki, ilk olarak asıl borçlu ile alacaklı arasındaki hukuki ilişkinin konusu ister mal, ister hizmet, ister para olsun, kefilin borcunun konusu kural olarak ‘paradır’. Zira kefil, alacaklıya asıl borçlunun borcunu ifa etmeyi taahhüt etmez. Kefil alacaklıya, asıl borçlunun ifa etmemesi halinde alacaklının ifadan beklediği menfaati yerine getirmeyi taahhüt eder. Bu çok yalın dille alacaklının müspet zararıdır.

İkinci olarak kefil alacaklıya, alacaklının müspet zararını ödediği zaman, kefalet borcu sona erer, yoksa asıl borçlunun borcu sona ermiş olmaz. Bu nedenle alacaklıya ifada bulunan kefil, ifa ettiği oranda alacaklının haklarına halef olarak asıl borçluya rücu etme hakkını kazanır.

D- Kefalet sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen ivazsız bir sözleşmedir.

Kefalet sözleşmesi ile borç altına giren tek kişi kefildir. Alacaklı bu sözleşmeden dolayı kefile karşı bir karşı edim borcu altına girmez.

II –KEFALET SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI

A – Teminat alınan asıl borcun muteber olarak doğmuş ve sona ermemiş olması gerekir. Bu zaten fer’ilik niteliğinden de çıkan bir sonuçtur. Dolayısıyla asıl borç ilişkisi sözleşme ehliyetinin bulunmaması, sıhhat şekline uyulmaması, muvazaalı olması veya BK md. 19 ‘da yer alan nedenlerden biri ile geçersiz ise veyahut asıl borç ilişkisi BK md. 113 vd. nedenlerden dolayı sona ermiş ise kefil hiçbir surette sorumlu olmayacaktır. Bunun aksine sözleşmede şart yer alsa bile kefil sorumlu olmayacaktır, meğer ki, sözleşme aslında garanti sözleşmesi maksadıyla yapılmış olsun.

BK md. 485/son c.’de kastedilen husus da, kefilin hata veya sınırlı ehliyetsizlik gibi tek taraflı bağlamazlığı olan bir asıl borç ilişkisine, bu durumu bilerek kefalet sözleşmesi yaptığı kanaatiyle teminat vermesi halinde, aslında gerçekte kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına bağlı olacak bir garanti sözleşmesinin olduğu kabul edilmektedir. Bu halde kefil, asıl borçlunun hata veya sınırlı ehliyetsizlik nedeniyle borç ilişkisinin geçersizliği dışında asıl borçluya ait tüm itiraz ve def’ileri ileri sürebilecektir.

Kefalet ile teminat altına alınan borç mevcut olabileceği gibi, müstakbel borca da kefil olunabilir.

B- Kefalet sözleşmesinin genel olarak tüm sözleşmeler için geçerli olan BK md.19’da yer alan muteberlik koşullarını gerçekleştirmesi şarttır. Burada kefil olma ehliyeti bakımından TMK md. 449, md.429/b.9, İİK md. 290 hükümlerinin belirtilmesi, özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri bakımından da kuruluş amaçlarıyla sınırlı olarak kefalet sözleşmesinin kurulabileceğini belirtmek uygun olacaktır.

C- Kefalet sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumluluk miktarının kefalet senedinde belirtilmiş olması gereklidir. Bu miktarın mutlaka rakamla yazılı olması şart değildir, kefalet senedinden veya kefalet senedinin bağlı olduğu asıl borç ilişkisinden de bu miktarın anlaşılabilir olması (uygulamada özellikle kredi kartlarına kefaletler bakımından) yeterli olarak kabul edilmektedir.

Kefilin sorumlu olacağı miktarın yabancı para olarak da gösterilmesi geçerlidir.

Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu arttıracak her türlü anlaşmanın mutlaka BK md. 484 şekle uygun olarak yapılması geçerlilik koşuludur.

III- KEFALET SÖZLEŞMESİNİN TÜRLERİ

A-Adi Kefalet: BK md.486 talilik özelliği nedeniyle uygulamada pek sık rastlanılmaz. Adi borç ilişkilerinde, kefalet altına giren kişinin açıkça müteselsil kefil olacağı hususu sözleşmede yer almadığı takdirde kefil adi kefildir. Adi kefilin tartışma (peşin dava) ve rehnin paraya çevrilmesi şeklinde özel def’ileri vardır.

B- Müteselsil Kefalet: Uygulamada sıkça rastlanan kefalet türüdür. Adi ilişkilerde kefilin müteselsil sıfatıyla kefil olduğu haller ile, ticari ilişkilerde müteselsil sıfatı yer almasa bile TTK md.7 gereği kefalet altına giren kişi müteselsilen kefil olur ve alacaklı ister asıl borçlusuna ister kefile isterse her ikisine birden hukuki takipte bulunabilir.

C- Birlikte Kefalet: Birden fazla kişinin birlikte kefil olma arzu ve iradesiyle hareket ettiği kefalet türüdür. Adi birlikte ve müteselsil birlikte kefalet türleri vardır. Adi birlikte kefalette, kefillerin adi kefaletteki def’ilerinin yanı sıra BK md. 488 uyarınca bölme def’i hakları da mevcuttur.

D- Rücua Kefalet, BK md. 489/ II: Alacaklıya ifada bulunup onun haklarına halef olan kefilin asıl borçluya rücu etmesi halinde, asıl borçlunun (ilk) kefile ödemede bulunacağını tekeffül eden bir başka kefildir.

E- Kefile Kefalet BK md. 489/ I: Uygulaması hiç olmayan kefalet türüdür. Kefilin alacaklıya ödemede bulunacağını alacaklıya karşı başka bir kefalet sözleşmesi ile tekeffül eden kefildir.

KEFİLİN SORUMLULUĞUNUN KAPSAMI

Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı meblağın açıkca yer alması kefilin lehinedir. Zira kefil bu meblağ üst sınır olacak şekilde, asıl borçtan (ana borç) + asıl borçlunun temerrüdünün tüm sonuçlarından (temerrüt faizi gibi) + asıl borç için sözleşme faizi kararlaştırılmış ise işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan faizden + kendisine zamanında haber verilmiş olması koşuluyla yargılama masraflarından sorumludur. Bu kalemler toplamı, kefalet senedindeki üst meblağı aşsa dahi kefil sadece bu üst meblağa kadar sorumlu olacaktır. Kefilin bizzat kendisinin ‘kefalet borcundan’ ötürü borçlu temerrüdüne düşürülmesi halinde ise, artık bu üst meblağla bağlı kalmaksızın sorumlu olacaktır.

KEFALET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERME SEBEPLERİ

  1. Asıl borç ilişkisinin sona ermiş olması (BK md. 492)

  2. Asıl borçlunun değişmesi (Borcun nakli halinde) kefilin buna açıkca rıza göstermemesi (BK md. 176)

  3. Belirli süreli kefalette, kefalet süresinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde alacaklı alacağını takibe girişmez ya da başladığı takibe uzun süre ara verirse kefil, bu bir ayın sonunda otomatik olarak kefalet borcundan kurtulur. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, asıl borç ilişkisinin süreli olması, bu sürenin kefalet sözleşmesi için de geçerli olacağı hususunda açık bir anlaşma yoksa, kefalet sözleşmesinin otomatik olarak belirli süreli kurulduğu anlamına gelmez.

  4. Belirsiz süreli kurulmuş kefalet sözleşmesinde, alacaklı asıl borç muaccel olduktan sonra bir ay içinde alacağını takip etmez ya da başlamış olduğu takibine uzun süre ara verecek olursa kefil kefalet borcundan kurtulur.

  5. Alacaklı ile kefil aralarında anlaşarak her zaman kefalet sözleşmesini ortadan kaldırabilirler

  6. BK md. 501 gereği alacaklı, kefilin kefalet borcunu ödemek istemesine rağmen bu ödemeyi hakli bir sebep olmaksızın kabul etmez ise, kefil, borcunu tediyede bulunmasına gerek olmadan kefalet borcundan kurtulur.

  7. BK md. 502 asıl borçlu iflas ettiğinde alacaklı bu durumu kefile bildirmez ise, kefil asıl borçluya karşı olan müstakbel rücu hakkını iflas masasına bildirmemesinden dolayı uğradığı zarar oranında kefalet borcundan kurtulacaktır.

  8. Alacaklıya ödemede bulunacak kefile alacaklı elinde tuttuğu asıl borçluyu takip için gerekli olan belgeleri ve asıl borç için verilmiş diğer teminatları vermeye mecburdur. Bu külfeti (ödevi) yerine getirmez ise kefilin kefalet borcundan kurtulacaktır, BK md. 501/c.2.

KEFİLİN ASIL BORÇLUYA RÜCU HAKKI

Kefil alacaklıya kefalet borcunu ödediği zaman kefalet borcu sona erer ama asıl borçlu borcundan kurtulmuş olmaz. Alacaklıya ödemede bulunan kefil onun haklarına halef olarak asıl borçluyu takip eder. Bu halefiyet hakkından kefilin önceden feragati geçersizdir, BK md.496. Rücu aşamasında asıl borçlu, alacaklıya karşı ileri sürebileceği (ve aslında kefilin de alacaklı tarafından takibi sırasında ona karşı ileri sürmesi gereken) asıl borç ilişkisinden doğan itiraz ve def’ileri ileri sürebilir. Bu nedenle kefil asıl borçlu ait olup da alacaklıya zamanında ileri sürmediği savunma imkanları varsa, asıl borçluya rücu etmek istediğinde rücu hakkını bu oranda kaybedecektir, BK md. 497. Keza BK md. 498’deki halde de kefil rücu hakkını kaybeder.

KEFALET BORCUNUN MUACCELİYETİ VE ZAMANAŞIMI

Kefalet sözleşmesi en erken ve sözleşmede hiçbir şey kararlaştırılmamışsa, asıl borç ilişkisi muaccel olduğu zaman muaccel olur. Asıl borcun muaccel olması için alacaklının borçluya ihbarda bulunması gerekiyorsa, bu ihbarda bulunduğunu kefile haber vermedikçe kefil, alacaklıya karşı asıl borcun muaccel olmadığı def’ini ileri sürer. Asıl borçlunun iflası sebebiyle kefilin tekeffül ettiği borç ilk vadeden evvel muaccel olsa da, kefil asıl borcun ilk vadesi gelmeden evvel alacaklı tarafından takip edilemez BK md.491. Ancak bu son hüküm emredici değildir.

Kefalet sözleşmesi muaccel olduğu andan itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.

KAYNAKÇA: Tandoğan Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C.2, Ankara, 1987; Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Kefalet, Ankara, 1992; Elçin-Grassinger Borçlar Kanununa Göre Kefilin Alacaklıya Karşı Sahip Olduğu Savunma İmkânları, Istanbul, 1996.

 
 Telefon : 0 (212) 660 58 00 | 0 (212) 660 51 00
 Adres :
Kartaltepe Mahallesi Limon Çiçegi Sokak Karagöz Apartmani
 No: 21, Kat: 4, Daire:10 | Bakirköy - Istanbul
Avukat Nihat Karataş
avukat@nihatkaratas.av.tr